Canınızı Sıkmak Gibi Olmasın Ama..


İnsanların canı sıkılıyor. Bir can sıkıntısıdır geziyor şehirlerin üzerinde. Bir mevsim adı kadar yerleşik ve iklimi olan bir şey bu can sıkıntısı dediğim. Mesela bir futbolsever ilk yarıyı izliyor sadece. Üstelik haftalarca beklediği maçın ilk yarısını… Bunda tuttuğu takımın performansı da etkili tabi ama ben bu konuya dağıtmak için girmedim. İnsanların fena halde canı sıkılıyor.

 

Herkes ‘Nasılsın?’ diye soruyor. Neredeyse kimsenin şöyle rahatça söyleyebileceği ‘iyiyim’leri yok. Nasılsın sorusuna iyiyim refleksi geliştirmiş bir sürü insan…

 

Yalnızlar, artık sosyalleşmemiz lazım derken; sosyal olanlar da maskelerden, yalanlardan, gelip geçici mutluluklardan şikayetci. E yer değiştirsinler o zaman diyorsun, her şey çözülecek. Ama kimsenin bir şeyleri çözmeye niyeti yok. Bırak dağınık kalsın diyenler de var tabi ama çoğumuz kendiliğinden olsun istiyoruz. İlk mesajı o atsınlar, ilk o arasınlar, ilk o sevdiğini belli etsinler… Ki zaten kimsenin birini sevmeye de niyeti yok. Hep aynı şey nasılsalarla salvolama sporu oldukça moda oldu artık. Ve bu sporun salonu dünya. Sizin ev, bizim mahalle, Ahmet Abinin iş yeri, Buse’nin takıldığı kafe, şu köşedeki bar, halk kütüphaneleri…

 

Tüm güzel girişimlere dağıtacak bahanelerle doldurmuşuz ceplerimizi. Bazen vapurla karşıya geçerken bile martılara bu bahanelerden atıyoruz.

 

Canımız öyle çok da bir şey çekmiyor artık. Gezmeye üşeniyoruz, lezzetsiz yemekler yiyoruz, başlamadan bitiriyoruz… sanki bir şeyler canımızı ite kaka sıkıştırıyor.

-sevgilin var mı? –yok –istemez misin olsun? –ya abi şimdi kim uğraşacak onla yaa. Kendimi yıpratmak istemiyorum. Kimse kılına zarar gelsin istemiyor. Ne yaşadınız lan böyle. Neyle savaştın da yoruldun böyle. Ahh Müjgan ahh. Çok uslu çocuklar olduk.

 

-sevgilin var mı? –var –ee nasıl gidiyor? –gidiyor işte bir şekilde –peki nerelere gidiyorsunuz? –hiiç öyle sinemaya, kafeye falan. –İstanbul’a gidin abi bir ara güzel olur. –ya ne gerek var, hep masraf.

Kimse masrafa girmek istemiyor ama kendini harcama konusunda neredeyse herkes cüretkar.

 

Ve gelelim en sağlam bahaneye. ‘Dünya yaşanacak yer değil arkadaş.’

Yaa öyle miymiş.

Turgut Uyar’ın da dediği gibi:

‘Sizinle dövüşemem. Benim gizli bir bildiğim var.’

Ama sadece tek bir soru:

‘Peki sen yaşanacak bir yer olmaya çalıştın mı?’ sizin alınız al, morunuz mor. İnandım.


Like it? Share with your friends!

0
, 0 points

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Canınızı Sıkmak Gibi Olmasın Ama..

log in

reset password

Back to
log in
All for Joomla All for Webmasters